Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Kelebeğin Günlüğü

Çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır.Sen sen ol, kelimelere fazla takılma.Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir.

2 Haziran 2012 Cumartesi

Mumyacıklar

Küçüklüğümden beri mumyalara piramitlere ve Mısır'a meraklıydım.İlgimi çeken tabutları süslü maskeleri ve sırlarla dolu odalar içindeki ölümleriydi aslında.
Ve farkettim ki bir prensesin mumyasını gördükten sonra bu ilgim azalmış.Yıllar yılı vazgeçmişim Mısır'ın sırrından.
Mumyalama işi adeta yeni bir sektöre sahipmiş aslında.Ölü yıkayıcılar, rahipler,kefen bezi üreticileri, mezarcılar, mezar süslemesi yapan ressamlar gibi.Krallara yani firavunlara halktan ayrı, çok daha özel bir mumyalama yapılırmış.Gelelim aşamalara..
Organların çıkarılmasında ilk aşama kafatasının boşaltılmasıdır. Yani beynin parçalanarak, burun deliklerinden bir çengel ile çıkarılmasıdır. Bu işlemden sonra gözler de yerlerinden çıkarılır ve yerlerine yağlı keten bezleri, cam ya da çakıl taşı konur. Yanakların çökmemesi için de ağız içi çamurla doldurulur. Eski Mısır inancına göre kişi için önemli olan kalptir, kalp hayatın kaynağı olmuştur. Beynin bir önemi yoktur, bu nedenle ilk çıkarılan organdır.Organlar kanope diye adlandırılan kavanoz tarzında bir şeyin içine konulur. Bir tek kalp için durum farklıdır. Kalp, mumyalanarak tekrar vücudun içine yerleştirilir. Bazı durumlarda kanope içinde gömülür.Kadınların mumyalarının sarıya, erkeklerinkinin kırmızıya boyanması da dikkat çeken bir husustur.

Bunu araştırmak aklıma bir şey getirdi.Merakla bunun belgesellerini çizgi filmlerini beklerdim ben.Acaba kendi ölümümüzü değiştirmek istesek ne yapardık mesela?Mumyalanma gömülme yakılma türlü çeşitli yöntemler denenmiş tarih boyunca.Dini geçmişleri göze alınarak tabi ki.
Ama içten içe bir isteğim olmuştur hep.Kalbimi ve beynimin yakılıp denize savrulması bedenimin de toprağa gömülmesi.
Hey bir dakika beynimi ve kalbimi toprak etmek istemem herhalde değil mi?Deniz daha huzurlu küllerine.

Hiç yorum yok: