Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Kelebeğin Günlüğü

Çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır.Sen sen ol, kelimelere fazla takılma.Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir.

1 Eylül 2015 Salı

All we need is a spectacular holiday

Tatil silip götürecek kırık kalbimin parçalarını diyordum. Çünkü biliyordum. Unuttum bile son denemenin başarısızlığını.
Belki de normal olmayan bir yere tatile gitmenin avantajı bu :) Gençlerle dolu küçücük bir ada ülkesi düşünün..ve bu gençlerin dünyanın her yerinden geldiğini düşünün, içine alkol ve gece hayatı birde mükemmel mavilikte sular ekleyin. Heh şimdi oldu. E kalp ağrısı mı kalır? :)
En güzel yanı geçen sene bayıldığım doktorla bu sene işi sonuna kadar götürmüş olmam. Ohh
En tuhaf yanı son gece sarhoş olup hayatımda ilk kez ne olduğunu hatırlamamam..ve en yakın arkadaşımla hatırlamadığım şeylerin olması..oh god!

8 Ağustos 2015 Cumartesi

Stay Tuned


I wish I could be your girl..
NO

I wish you could see how I can enjoy by living my life..
Can you be just a stalker but nothing more in the following days?
I gave up on you..
You will not be mine anymore..Of course you have never been mine, was just a little hope.
Now, I have to move on without thinking about you.
Besides, I have a hope for my future..At least for next week that I am gonna go the best places on the Earth again..
This time, this vacation should be the best one without any excuse. I deserve it and I need it more than everything. I should not lead somebody to destroy it.
xoxo

20 Temmuz 2015 Pazartesi

Bu Erkekler Hep Kalp Ağrıları

Nihayet kurtuldum..
Kendimi yüzlerce elin yüzün arasında buldum.
Doydum..
Kendimi kadın hissettim.
Güzel hissettim.
Öz güveni buldum.
Erkekleri sevmedim.
Aciz buldum.
Ne istesem yapabilirdim ki.
Güç bendeydi, gücü buldum.
..
Artık mutluydum, tüm bir sene mutlu gezdim. Sadece takıldım, kafama kimseyi takmadım. Kimseyi içeri almadım. Bir ben vardım bir de hayallerim. Kalbimde bir adama yer bırakmadım. Sevgili olma durumu bana hep tuhaf geldi, yolda gördüğüm çiftlere uzaylı gibi baktım/hissettim.
Derken..
Biri çıktı karşıma ah!
İlk karanlıklar içinde bir kulüpte gördüm. Dans ederken ona baktım. O an yanımdaki Amerikalılarla takılıyor olsam bile geldi ve numaramı aldı. İlk kez İstanbul'da barda tanıştığım biriyle sonradan görüştüm. Ayrıntılara girmeyeceğim. Sadece ondan hoşlandım, o da benden. İkinci görüşmede evinde kaldım, üçüncü görüşmede artık sexte vardı. Evet hızlıydık..Belki de yanlıştı, muhtemelen. Ama güzel gidiyordu. O benden çok daha ilgiliydi, ben tüm çekincelerimle gelmiştim ve bunu ona söylemiştim. İlişkilere bakış açımı yani. Buna rağmen en yakın arkadaşıyla bile tanıştım. Her şey güzel giderken ona bundan önce yaşadıklarımdan bahsettim biraz. Avrupai ilişkim biraz ağır geldi herhalde, oysa pek bir ayrıntı vermemiştim. Ya da başıma gelen aldatılma gibi olayları anlatırken yaşadığım en güzel anıları -beni nasıl mükemmel hissettirdiklerini, yapılanları anlatmamıştım. İçinde de kalmadı değil.. Ama olmadı, anlatamadım. Sexte baya güzeldi hani, her seferinde bir tık iyisini mi buluyorum ne :) Ama ona söylemedim bunu tabii..
Bir ay onunla görüştüm, her gün konuştuk günaydınlaştık. 10 küsür kez görüştük ve yattık. Derken yine bir gece onda kaldığım günün sonunda sokağın köşesinde öğlen 3 civarı öpüştük, görüşürüz dedik ve ayrıldık.
Bu onu son görüşüm oldu.
Bir kaç kez daha mesajlaştık, ve artık tamamen gitti.
Tamda bir erkekle yeniden yapabilirim, tamda istediğim gibisini galiba nihayet buldum demişken. Tamda ona kapılmaya başlamışken, mutluyken..
Bu hayat hiç bir zaman kendimi bırakmama ah işte şimdi mutluyum dememe izin vermedi. Bunu en son hissettiğimde, artık kendimi tamamen rahat bırakabilirim mutluyum galiba dediğimde aldatılmıştım. Şimdiyse baya bildiğin terk edildim, vazgeçildim. Tamam evet bir isim koymamıştık, koymayalım diye de anlaşmıştık. Koymak istediğimde de vazgeçildim. Ne demiştin? Ten uyumu var.. Neydim ben friends with benefits? Fuckbuddy? Hayır bir erkeğin üstünlüğüne inanmıyorum. Bunu kaldıramıyorum. Bunun olmasına izin verdiğime inanamıyorum..Elimi tutup yürümen, beni tanıdıklarınla tanıştırman, 3-5 ay sonrasına dair konuşmaların, bunun yattıktan sonra dahi değişmemesi..Sandım ki istiyorsun..Nereden bilebilirdim? Eskisine mi döndün acaba onu da merak ediyorum. Çok bahsediyordun. Neyse ne..Bitti gitti. Ama ben kalbimi tekrar açtığımla kaldım. Senden hoşlandım, tam istediğim gibiydin. Uzun zaman sonra ilk kez birine ağladım.
İşte yine aptalım.
..
Aşk var galiba.
Aşk var ama sonu da var bir yerlerde, kesin.
Aşk var ama aşk acı.
Aşk bir insana sadece kalp ağrısı ve acı getiriyor/bırakıyor sonunda.
Sikerler.

8 Ocak 2015 Perşembe

tekrar merhaba, yeni bir ben.

Merhabalar,
Bugün ocağın 7si..
7
En sevdiğim sayı, bir süredir. Yani öyleydi. 5 senelik sevgilimle 7'sinde başlamıştık. Belki de ondan kalmış bir alışkanlık oldu bana bu 7, bilmiyorum.
Son bir senedir nerede miydim? Bilmiyorum.
Neden döndüm yazmaya? Özledim.. Son bir senedir neredeydim? Şimdi hatırladım! Hayatım istediğim gibi gitmiyordu, ümitsiz ve istemediğim bir ilişkinin içinde sürüklüyordum kendimi.. Mutsuzdum ve yazmıyordum! Özlemişim, klavyemde parmaklarım hızlıca dolanıyor, cümleler anında aklımda beliriveriyor öylece..Hatta parmaklarım beynime göre yavaş kalıyor şimdiden 3-4 cümle ilerisi beliriverdi bile zihnimde.
Biradan nefret ederim, sevdiğim tek bir marka var artık. Yazın keşfettim. Kendisi Türkiye'de bulunmuyor maalesef. Ohh sadece 2 tane kaldı, her neyse, az önce birini içtim. İkinciye başlamam için buzdolabına gitmem gerek ancak gidemiyorum, elimi klavyeden alamıyorum.
Stromae çalıyor..
Te quierro..
Bu ispanyolca değil miydi?
Te quierro, te adoro, te amo!!
Ancak te quierro aynı zamanda canımı da yakıyor. Lanet olası kıskançlığım yüzünden. Evet! İçimde hırçın bir kıskançlık var, biraz relax olmayı öğrensem de..
Neyse dur biramı tazeliyim,,
,,
,,
Ah! Şimdi ocağın 8i oldu..Gece yarısı olmuş farketmemişim..
Üst üste birkaç bölüm sex and the city izledikten sonra yazma ihtiyacı hissettim. Açıkçası bir bölümde Miranda'nın sex yerine çikolatayı koymasından sonra bu ihtiyacı duydum. Çünkü fark ettim ki aynısını bende yapıyorum. Yıllar önce bir rüyadan uyanıp -çok çikolata yediğim bir rüyadan- 6 ay boyunca çikolata yemedim..ve aramadım da.. Tekrar yemeye başlayınca kalıp kalıp margarin yutmuş gibiydim. Şimdi ise çikolata yemeden duramıyorum. Ciddi anlamda kendimi durduramıyorum!! Acaba? Sex yada sevgili yerine mi koymaya çalışıyorum? Sanırım evet..
Yazmayı severim,,
21 yaşındayım.
Küçükken bana 21 yaş çok büyük önemli bir yaş gibi gelirdi. Şimdi burdayım! 21..Hayatımın en önemli en güzel olması gereken yerinde hissediyorum. ve çok güzel başladım. Böyle de devam ettirmeliyim. 5 yıllık sevgilimden ayrıldım -ugghh fazla bile uzadı son 1 senesine ciddi anlamda pişmanım ne demeye uzatırsın zaten sevmeden diye- hemde iki party arası, pool party ve gece sabahlara kadar party artık adı her ne haltsa. Harika bir aslında iki yurtdışı deneyimi yaşadım. Bolca alkol aldım ve mükemmel denizlerde yüzdüm. Fransız öpücüğünü tattım!! Aşık olmadan ama gece boyu nedense gözlerimi ondan alamadan, dansına bayıldığım bir fransızla farkında olmadan bir ilişki yaşadım. Nasıl mı farkında değildim? Ah çünkü çok avrupaiydi.. Önce sadece arkadaşçasına takılırken bir  gece öpüştük ve ilk seferinde yaşadığım en güzel sexi onunla tattım. Ama birbirimizin önünde başkalarıyla da öpüştük, hatta başkasıyla da yattık. İşte 5 yıllık boğucu bi ilişkiden sonra böylesine esnek böylesine umursamaz sex, alkol ve mutluluk yaşamak iyi gelmişti. Umursamadım, aksaanı fransızca konuşması tek kelime anlamasamda, ve o yeşil güzel bakan gözleri yeterdi, kaslı olmasa da daha bir hafta öncesinde dünyanın en sexy en kaslı en tipim olan bana bakmaz ki yaa diyerek kestiğim adamdan milyonlarca iltifat, öpücük ve bana göre duygu dolu uykudan sonra umrumda da değildi. Mutluydum!
Ya şimdi? Evet içten içe İstanbul'a gelmesini bekliyorum. Ocak ayında bir yerlerde gelmeliydi..Gelicek mi? Belki evet belki hayır. Ya ben? Yeni bir sex umuduyla onu mu bekliyorum? Ya da neden o? Bir erkekle yeniden bir ilişkiye başlamak, flörtleşme, tanışma, görüşme o kadar zor geliyor ki! Belki de onunla böyle zorluklar yok diye onu seviyorum. Aslında ona karşı bişeyde hissetmedim yani kalbim pırpır olmadı bilirsin işte, sex güzeldi dans güzeldi kavga dahi edicek kadar bi ilişki yaşamışız aslında. You are nothing D.., you are just a girls with "s" do you know how many girls do i have? -yess i know i know! and you are just a boy not my husband or my boyfriend.. bu konuşma kaç kere geçmiş olsa da benim ona olan ilgimi fark ettiğini bilsem de hiç söylemedim, ve bu sözlerine rağmen bana karşı ne hissettiğini hiç bilemedim.. Çünkü bir yandan böyle derken bir yandan beni kıskandığını biliyordum, ve sanırım sorun yine bendeydi..Başka erkekleri öpmesem belki de daha saygın ve daha düzgün bir şeyler olabilirdi. Evet sayamadığım kadar, adını nereli olduklarını bile bilmediğim adamları öptüm..Pişman mıyım? Hayır, belki biraz sadece bu konuda o biliyor diye..
Güzel miydi? Evet. Çünkü Türklerden uzakta kendim olmayı öğrendim..Türklerden uzakta kelimesinden kastım: dedikodudan ve kendimi kısıtlamaktan uzakta..Don't worry, just enjoy!! It's your life..Bu kelimeleri yüzlerce kez duydum. ve Don't worry there is no Turkish, you can tell us!! Bunu da..Adamlar biliyor ne halt olduğumuzu haha. Yargılanmadığım bir yerde sadece hayatımı yaşadım ve mutlu oldum!! Nihayet!! Bulutların üstündeymişçesine mutluydum..
Evet ikinci biramda bitti.
Üçüncüsü yani sonuncusuna kıyamıyorum. Hayır bu gece değil. Tekrar tatmak için bu birayı iki sene beklemem gerekebilir. Evet mezun olduktan sonra kendime iki haftalık bir ada tatili vermeyi düşünüyorum tekrar. O mükemmel yere daha güzel, bazı şeylerden ders almış ve daha güzelleşmiş olarak gidicem. Evet, benimkisi bir ada hikayesi..
Stromae..
I fucking love you!! Bu ne güzel sestir ya. Bu deneyimimden önce Fransızlardan ve Fransa'dan nefret ederdim, hayat ne garip değil mi? Kendimi bi Fransız'ın kollarında Fransa'da buldum!! Bana dünyanın en mükemmel günlerini yaşattı. En pahalı, en romantik ve eğlenceli..Fransızlar sexy aksanları kadar mükemmel insanlar :) ve herkes ölmeden fransız öpücüğünü tatmalı.. Hayatım bu aralar fazla fransız evet.. hayır sadece onun yüzünden değil çünkü bu olması gereken birşeydi ve zamanı gelince bitti, yani yine görünce neden olmasın? ama sadece bu kadar. ardından yüzlerce mesaj atıcak bir tip değilim..Ne demiştik? Just enjoy!!! heh işte bu.

4 Eylül 2013 Çarşamba

Ben Bir Ağacım

Kitabından bahsetmeden önce yazarıyla ilgili görüşümü belirtmeden geçemeyeceğim. Orhan Pamuk ismine başlarda tepkiliydim, soğuktum. Bazı düşünceleri bana ters gelince bir tepki duydum ne kadar yanlış oysa ki. Bir sanatçıyı –aslında herhangi bir insanı- düşünceleriyle yargılayamazsınız. Neyse ki çok sürmedi bu yanlışım. Kimmiş bu Orhan Pamuk ki Nobel ödülünü kazanmış kalemi çok iyi olsa gerek dedim ve Masumiyet Müzesi adlı kitabını okudum. En kalın romanından başlamışım herhalde J Ama her sayfasını büyük bir edebiyat hazzıyla okudum detaylar öyle güzel işlenmişti ki.. Ben bir eleştirmen değilim ama iyi bir okuyucu olduğumu söyleyebilirim, ki bir yazar okuyucuya ihtiyaç duyar. Bu kitabından aldığım haz mükemmeldi. İlk kez kelimelerin tadına böylesine vardım (tıpkı Nazım Hikmet’in şiirlerinde de müziğin ahengin tadına vardığım gibi nadir ve nadide bir tat). Orhan Pamuk Nobelli bir yazarımız değerini bilip sanatını düşüncelerden görüşlerden soyutlayarak sahiplenmeliyiz.


Masumiyet müzesinden sonra ikinci olarak yeni çıkan kitabını okumaya başladım. Bilindiği gibi Gezi Parkı olayları yaşandı ardından Ben Bir Ağacım kitabının ismi hoşuma gitti ve aldım. Küçük öykülerden oluşan kitabın içindeki Ben Bir Ağacım öyküsüneyse ba-yıl-dım!


 ‘Ben bir ağacım, çok yalnızım. Yağmur yağdıkça ağlıyorum.’ diye başlıyor öykü ve resmedilip kitap için hazırlanan ancak o kitapta hiç varolamayan, ulağın elindeki ağaç resimli sayfanın haramilerin eline geçmesini oradan da diyar diyar el değiştirişini anlatıyor ağacımızın dilinden. Ve ağacımız ‘ben bir ağacın kendisi değil, manası olmak istiyorum.’ şeklinde leziz bir cümleyle bitiriyor öyküsünü.


Her yazarın kendine göre bir yorumu, bir üslubu var. Ama bir ortak noktaları var. Onlar bize düşüncelerini, duygularını, gözlemlerini, kimisi hayallerini, kimisi geçmişini anlatır. Kitapları okurken başka dünyalara gider aşkları, dramları, şanı şöhreti, ezilmişliği, köleliği içimizde hissederiz. Farklı serüvenler yaşarız oturduğumuz yerden. Kitap bitene dek oradaki kahramana aşık olur, üvey amcaya düşman kesilir, genç kızın başından geçenlere ağlar, ufacık çocuklarla güleriz. Her kitap başka dünyalara yolculuktur –ki günümüz dünyasında hiçbir şey bize bu tadı veremez. Gelişip her anımızda yanımızda olan sosyal medya da teknoloji de kitaplardaki başka dünyaları açamaz bize. Bu yüzden kitap okurken hissettiklerimin tadına doyamıyor bazen kendimi çok kaptırıyorum. Ve bu yüzden kısa süreli –bir otobüste yada metroda yolculuk ederken- kitap okumaktan pek hoşlanmıyorum. O kısacık anlarda kitabın bambaşka dünyasına dalıp tadına varamadan koparılmak bazen beni hüzünlendiriyor. Saatlerce okumak istiyorum ben de kitabın içindeymişim gibi soluksuzca o dünyada kalmak..


Bol kitap kokulu yazım gözle görülür sayfalarda değil internette blogumda bu da çağa ayak uydurmak gerek demek oluyor J Kitabı bırakmadan değerlerimizi katletmeden tabii ki..

Sevgiler öpücükler..

7 Nisan 2013 Pazar

Aldatmanın Adı&Tadı


Duygular ne hızlı değişiyorlar.Birkaç ay öncesinde hayatımın aşkı dediğiniz insandan nasılda soyutlanabiliyorsunuz. O hatayı hiç yapmayacaktı..Beni aldatmaya kalkmayacaktı.Biliyordum bir yerinden patlak vereceğini.Bak verdi de işte.Aylarca yine yanında olup her şeye devam ediyorken içten içe artık eskisi gibi değildim ben.Yarı alkollü gece yarısı bir kulüpte başka bir erkekle sarmaş dolaş dans ederken yıllar sonra farklı bir dokunuşu hissederken heyecandan mutluluktan ölüyordum.Hayır bunun adı başka bir aşk değil başka bir tene dokunmanın cazibesi.Ama hala aklımda olması?Artık senin yanında olmak için hevesli olmamam? Her şeyi ne kadar da değiştirdin farkında bile değilsin.Aldatan aldatılır diye boşuna dememişler.Böylesine bir dans aldatmak mıdır?Gerçi burası tartışılır.Ama bana hissettirdikleri -tensel bi çekim de olsa- aldatmaktı benim gözümde..Şimdi gerisini sen düşün..

5 Ocak 2013 Cumartesi

Sanki Biliyormuşum Gibi


Hayatımda kısacık bir dönem her şey mükemmel gidiyordu..Tam mükemmel oldu ya hani dibe vurdum tepetaklak oldum boka sardım :( İçim içimi yemiş aslında her seferinde.Sanki biliyormuşum gibi beklemişim bana kazık atmasını aldatmasını yalanlarını..Evrene ben mi seslendim olmasın derken pişirdi önüme getirdi yoksa benim talihsizliğim mi?Ne kadar uzuuuuun uzun uzun olsa da birlikte geçirilen süre ne kadar alışılmış olsa da her ne kadar tanıdık bildik olsa da kazığı sokuyor işte böyle.Güven eksibinbeşyüze düşerken hala yanında durmak salaklık mıdır peki?Aldatılmışken yapılması gereken son şey yapılmışken?Ben olsam bunu yapana süzme salaksın kızım siktir et derdim ki her başımı yastığa koyuşumda diyorum mesela..Tek bir günlük süren ayrılığımızda mutlu olmuştum mesela kuşlar gibi hafif ve özgür..Kazığı yiyince unutmakta kolay olurdu ya nasılsa.Oysa hiç birini unutmak için zorlamamıştım kendimi çünkü ilk kez böylesi bir aşk yaşamıştım.Sadece sokağa çıkıp dağıtmak, içmek, sıçmak, önüme gelenle düşüp kalkmak, onu kıskançlıktan çatlatmak, siktir olup gitmek, kocaman bir avrupa tatili yapmak istedim.Yakışıklı eli yüzü düzgün erkekleri kestim Avrupa turumda tanışabilmem muhtemel zenci italyan ingiliz fransız adonisli sexy erkekleri hayal ettim hayat bana güzel artık amk dedim.Ama ne oldu?Kürkçü dükkanından çıkamadım salağım ve aşk tamamen salaklığın dibine vurmak.Güvenmiyorum kendi çapımda gözüm açıldı kafama göre yaşıyorum amma velakin kapıma dizeceğim her milletten adonisli erkek ordusu hayallerimde kaldı :(

Oysa ben sadece böyle tatlı bebelerim mutlu bi yuvam olsun istemiştim :(